ajotin
ئاژۆتنKökenKokkrş. Av. az-
([d]ajo-).
- 1
sürmek, sevk etmek, gütmek, öne katıp götürmek.
Xort da pey box, dêla box girt... anî hat girêda cotê xwe, ajot
Genç boğanın peşinden gitti, kuyruğundan tuttu... Getirdi sabanına bağladı ve sürdü
Siwariyê dilawer hespê xwe yê kihêl di nav meydana şer de bi hostatî ajot.
Gözü pek süvari soylu atını harp meydanında ustalıkla sürdü.
- 2
sürmek, devam etmek, cereyan etmek
EşanlamlıHevwatedajotinEv kevneşopî ji zemanê kalikên me ve li gundê me dajo.
Bu gelenek dedelerimizin zamanından beri köyümüzde sürüp gelir.
Lê vê demê jî kurt ajot
Fakat bu süre de kısa sürdü.