F
Ferheng
Sözlükte ara
Di ferhengê de bigere
/
Alfabe
Alfabe
Rehber
Rêber
Hakkında
Derbarê ferhengê
TR
KU
Alfabe
Alfabe
Rehber
Rêber
Hakkında
Derbarê ferhengê
TR
KU
A
ئا
339 madde
339 serbêje
A
B
C
Ç
D
E
Ê
F
G
H
I
Î
J
K
L
M
N
O
P
Q
R
S
Ş
T
U
Û
V
W
X
Y
Z
ab
7
ac
3
aç
1
ad
7
af
12
ag
12
ah
6
aj
7
ak
4
al
43
am
17
an
13
ap
2
aq
15
ar
35
as
24
aş
22
at
4
av
47
aw
10
ax
24
ay
4
az
20
ab
abdestxane
diş.
→ avdestxane
abeceyî
sf.
→ elfabeyî
abid
er. & diş.
Dindar, takva sahibi kimse; zahit
abor
er.
Geçim, dirlik, nafaka, maişet, geçinme; kendi yağında kavrulma
aborî
diş.
Ekonomi
aborînas
er. & diş.
Ekonomist, iktisatçı
abring
diş.
→ hevring
ac
aciz
sf.
Mutsuz, üzgün, kederli, umutsuz; (-den/-dan) bıkmış, usanmış
acizayî
diş.
Mutsuzluk, hüzün, bıkkınlık, bezginlik
acizker
sf.
Rahatsız edici, can sıkıcı
aç
açar
er.
Çavdar
ad
ada
diş.
Ada
Adar
diş.
Mart (ayı)
ade
diş.
Yabani ot
adet
diş.
Gelenek, örf, âdet
adil
sf.
Adil, adaletli, hakkaniyetli, haktan ve doğruluktan ayrılmayan…
adilane
zf.
Adilane, adaletle
adir
diş.
→ edro
af
aferîde
er. & diş.
Yaratık, yaratılmış varlık, mahluk
aferîner
er. & diş. & sf.
Özgün fikir veya eser üreten, yaratıcı, üretken, kreatif…
afir
er.
(ahşap) yemlik, yem teknesi
afirandêr
er. & diş. & sf.
→ aferîner
afirandin
f. gçl.
Yaratmak, vücuda getirmek, yapmak; icat etmek
afirandî
sf.
→ aferîde
afirîn
f. gçsz.
Yaratılmak, oluşmak, meydana gelmek
afirîner
er. & diş.
→ aferîner
Afrîka
diş.
Afrika kıtası
afsûn
diş.
→ efsûn
aftave
diş.
→ avrij
afû
diş.
→ efû
ag
agadariyî
diş.
→ hişmendî
agah
sf. & diş.
Haberdar, bilgili
agahdar
sf.
Haberdar, bilgili
agahdarî
diş.
Bilgi, haber, malumat
agahî
diş.
Bilgi, haber, malumat
agahîdank
diş.
Bilgi bankası, veri tabanı, dokümantasyon merkezi
agir
er.
Ateş, alev
agirbest
diş.
Ateşkes, savaşa veya çatışmaya geçici olarak ara verme durumu
agirkuj
er.
İtfaiyeci, yangın söndürücü
agirperestî
diş.
Ateşe tapma, mecusilik
agirperist
er. & diş. & sf.
Ateşe tapan, mecusi, Zerdüşti inancında ateşi kutsal sayan kimse
agirpêketin
f. gçsz. & diş.
Tutuşma, alev alma, yangın çıkması
ah
ah
ünl.
→ ax II
aheng
diş.
Ahenk, uyum, armoni
ahengdar
sf.
Ahenkli, uyumlu, kulağa hoş gelen
aheste
zf. & sf.
→ hêdî
ahkêşî
diş.
→ ofkêşî
ahû
diş.
Ceylan, ahu
aj
ajal
er. & diş.
Hayvan, canlı yaratık (özellikle evcil ve yabani dört ayaklılar)
ajalvan
er. & diş.
Hayvan yetiştiricisi, besici, hayvancı
ajalvanî
diş.
Hayvancılık, hayvan yetiştiriciliği mesleği
ajnaberî
diş.
→ ajnê
ajnevan
er. & diş.
→ avjen
ajnê
diş.
Yüzme
ajotin
f. gçl.
( ajo-)
ak
akademî
diş.
Akademi, yüksek bilim, sanat ve araştırma kurumu
akademîk
sf.
Akademik; üniversiteye veya yüksek bilim kurumlarına ilişkin…
akademîsyen
er. & diş.
Akademisyen, üniversite öğretim elemanı, bilim insanı…
aktortî
diş.
→ lîstikvanî
al
al
diş.
Bayrak, sancak, flama
alace
sf.
→ pilinganî
alan
diş.
→ olan
alandin
f. gçl.
Dolamak, sarmak, kıvırmak (ip vb.)
alastin
f. gçl.
Yalamak
alav
I
diş.
Alev, yalım
alav
II
er.
Alet, aygıt, avadanlık, araç-gereç
albûm
diş.
Albüm (fotoğraf, pul vb.)
alek
diş.
Yanak
alfabe
diş.
Alfabe, abece
algorîtma
diş.
Algoritma, bir sorunu çözmek veya amaca ulaşmak için izlenen…
alif
er.
Hayvan yemi, ot, saman
alik
diş.
Sığırcık kuşu (Sturnidae familyasından küçük ve ince kuş)
alikar
er. & diş.
→ arîkar
alikarî
diş.
→ arîkarî
alizîn
f. gçsz.
→ alozyan
alî
er.
Yan, yön, taraf, cihet
alîgir
er.
Taraftar, yandaş, destekçi
alîgirî
diş.
Taraftarlık, yandaşlık, destek
alîk
er.
Hayvan yemi, saman, ot
alîkar
er. & diş. & sf.
→ arîkar
alîkarî
diş.
→ arîkarî
alîkarîkirin
f. gçl.
Yardım etmek
alîn
f. gçsz.
Tökezlemek, takılmak; ayağı dolanmak
alînegir
sf.
Tarafsız, yansız, bağımsız
alînok
er.
Islatılmış, ikiye bölünmüş ve hafifçe kavrulup pirinç pilavına…
alîsk
er.
→ mikare
alîsork
diş.
Al yanaklı armut (bir yanı kırmızı sonbahar armudu)
alkuşta
diş.
→ yarxişte
almas
diş.
Elmas
aloz
sf.
Gergin, çalkantılı, huzursuz
alozî
diş.
Karmaşa, karışıklık, kaos, buhran, kriz ortamı
alozyan
f. gçsz.
Dolaşmak, karışmak, sarpa sarmak (ip, tel, durum)
alt
diş.
→ altdar
altax
er.
Gammaz, ispiyoncu, müfteri
altaxî
diş.
Gammazlık, ispiyonculuk, tezvirat
altdar
er.
Galip, kazanan, muzaffer
altdarî
diş.
Zafer, galibiyet, muzafferiyet
alternatîf
diş. & sf.
Alternatif, seçenek, diğer imkân veya yol
altker
er.
→ altdar
alû
diş.
(diş) kamaşması
alûçe
diş.
Can eriği (küçük yeşil erik, Prunus divaricata)
alûme
er.
Diş eti
am
amade
sf.
Hazır
amadebaş
sf.
Hazır ve tetikte, teyakkuzda
amadebûn
f. gçsz. & diş.
Hazır bulunma, mevcudiyet; bir yerde bizzat bulunma durumu
amadehî
diş.
Hazırlık
amadekar
er. & diş.
Hazırlayan, derleyen (kişi)
amadekarî
diş.
Hazırlık, tedarik, ön hazırlık çalışmaları
amadekirin
diş. & f. gçl.
Hazırlama; hazırlamak
amaje
diş.
Değinme, işaret, atıf
aman
diş.
Kap, kap kacak, tencere
amar
diş.
İstatistik
ambar
diş.
→ embar
Amerîka
diş.
Amerika kıtası
amo
er.
→ amojin
amojin
diş.
Yenge, amca hanımı
amokur
er.
Amca oğlu, emmioğlu, kuzen (erkek)
amraz
diş.
Araç, alet, vasıta
amûr
diş.
Cihaz, alet, aygıt, enstrüman
an
an
bağ.
Veya, ya da, yahut (tercih ve seçenek bağlacı); -yan(ê)...…
ana
zf.
→ niha
anaka
zf.
→ niha
analîz
diş.
Analiz, çözümleme
anemetî
diş.
Emanet etme (korunması için birine bir şeyi teslim etme)
anêka
zf.
→ niha
ango
bağ.
Yani, demek ki, başka bir ifadeyle, zikredilen manada
aniha
zf.
→ niha
anîn
f. gçl.
Getirmek
anîşk
diş.
Dirsek
anîx
diş.
→ catirî
Antarktîka
diş.
Antarktika kıtası (Güney Kutup kıtası)
antîbiyotîk
diş.
Antibiyotik (bakterilere karşı kullanılan ilaç)
ap
ap
er.
Amca, baba biraderi
apik
er.
Amcacık, amca (sevgi/hitap sözü)
aq
aqas
zf.
→ ewqas
aqil
I
sf.
Akıllı, uslu, zeki
aqil
II
er.
Akıl, us, zihin, feraset
aqilane
sf. & zf.
Akıllıca, akılcı
aqilkurîn
sf.
Aklı kıt, mecnun, divane, çılgın
aqilmand
er.
→ pîrmend
aqilmend
sf.
Akıllı, bilge, feraset sahibi, uslu
aqilmendî
diş.
Akıllılık, bilgelik
aqilparêz
er. & diş.
→ mejîxwaz
aqilsivik
sf.
Aklı hafif, ahmak, hafifmeşrep, düşüncesiz
aqiltîj
sf.
Keskin zekâlı, cin fikirli, zeki, zihni açık
aqilwerî
diş.
→ mejîxwazî
aqit
er.
Ağda, kaynatılarak koyulaştırılmış tatlı şıra, pekmez tortusu
aqlî
sf.
Akli, zihinsel, rasyonel, akla dayanan
aqût
er.
→ yaqût
ar
ar
I
er.
Ateş, alev
ar
II
er.
Un
aram
er. & sf.
Huzur, dinginlik, sükûnet, rahatlık
aramgeh
diş.
Dinlenme yeri, istirahatgâh, sığınak; anıt mezar, kabir
aramî
diş.
Huzur, barış, asayiş, sükûnet
aran
diş.
Kışlak, sıcak ve ılıman ova bölgesi; sürülerin kışlatıldığı yer
araste
diş.
Yön, istikamet, doğrultu
arasteker
er. & diş.
Yönlendirici, moderatör, sevk ve idare eden kişi
arastekirin
diş. & f. gçl.
Yöneltmek, bir hedefe veya amaca doğru sevk etmek
arasteyî
diş.
Yönelim, eğilim, temayül
arav
diş.
Kül suyu…
ard
er.
→ ar II
ardû
er.
Yakacak, odun, çıra (yakıt maddesi)
argûşk
diş.
→ çene
arî
diş.
→ arîkar
arîkar
er. & diş.
Yardımcı, muavin, asistan
arîkarî
diş.
Yardım, dayanışma, muavenet
arîşe
diş.
Sorun, problem, anlaşmazlık, çözülmesi gereken mesele
armanc
diş.
Hedef, amaç, gaye, erek, varılmak istenen maksat
armancgeh
diş.
→ nîşangeh
armançdar
sf.
→ mebestdar
armûş
er.
İpek, harir, ham ipek ipliği
arşîv
diş.
Arşiv
arşûn
diş.
→ qulaç
artêş
diş.
Ordu, silahlı kuvvetler, bir devletin askeri birlikleri bütünü
artêşdarî
diş.
→ leşkerî
arû
er.
Hıyar, salatalık
arûnk
diş.
Kirpik…
arvan
er.
Un (tahıl öğütülerek elde edilen toz gıda)
arveşk
diş.
→ arav
arx
diş.
→ cû
arxafk
diş.
Boyunduruk kayışı, saban ve çift sürerken öküzün boyunduruğunu…
arxavk
er.
→ mirtoxe
arxûn
diş.
Halk ezgisi, dertli türkü, ağıt havasında okunan geleneksel…
arzû
diş.
Arzu, istek, heves, temenni
as
asan
sf.
Kolay, zahmetsiz, basit
asanî
diş.
Kolaylık, rahatlık
asansor
diş.
Asansör
asayî
sf.
Olağan, normal, sıradan
asayîş
diş.
Güvenlik, asayiş, huzur ve kamu düzeni
asê
sf.
Sarp, dik, müstahkem, ulaşılması güç, aşılmaz
asêbûn
f. gçsz. & diş.
Mahsur kalmak, sıkışıp kalmak, geçit bulamamak
asêgeh
diş.
Sığınak, kale, muhkem yer, korunaklı mevki
asiman
er.
→ ezman I
asîman
er.
→ ezman I
asîmîlasyon
diş.
Asimilasyon, benzeştirme, erime politikası
ask
diş.
Ceylan, gazal
asman
er.
→ ezman I
asmanî
sf.
Göksel, semavi, gökyüzüne ait
aso
diş.
Ufuk, gök erimi, ufuk çizgisi
ast
diş.
Seviye, düzey
asteng
diş.
Engel, mâni, güçlük, engelleyici durum
astengdar
er. & diş. & sf.
Engelli, dezavantajlı, özel gereksinimli birey
astengdarî
diş.
→ kêmendamî
astengî
diş.
→ asteng
asûde
sf.
Sakin, huzurlu, rahat
Asûr
er.
→ asûrî
asûrî
sf. & er. & diş.
Asuri, Asurlu
Asya
diş.
Asya kıtası (dünyanın en büyük anakarası)
aş
aş
er.
Değirmen
aşewan
er.
→ aşvan
aşêf
diş.
Yabani ot temizleme, ekin çapalama, ayıklama işi
aşger
er.
Değirmenci, değirmeni işleten kimse
aşiq
er. & diş.
Âşık, sevdalı, tutkun, gönül vermiş kimse
aşitîxwaz
sf. & er.
→ aştîperwer
aşît
diş.
Çığ (dağdan kayan büyük kar kütlesi)
aşkere
sf.
Aşikâr, apaçık, belirgin, gizli olmayan, meydanda
aşna
sf.
Tanıdık, alışkın, aşina
aşop
diş.
Tahayyül, imgelem, vizyon, zihinde canlandırma
aşopî
sf.
Hayali, kurgusal, ütopik, zihinde tasarlanan
aşpêj
er. & diş.
Aşçı, yemek pişiren usta
aşpêjxane
diş.
Mutfak, aşevi, yemek pişirme yeri
aşt
sf.
Barışık, sakinleşmiş, yatışmış, uzlaşmış
aştiyane
sf.
Barışçıl, barışçı
aştî
diş.
Barış, sulh, uzlaşı
aştîparêz
er. & diş. & sf.
Barışsever, barış yanlısı, barışı savunan kişi
aştîperwer
sf. & er.
Barışsever, sulh yanlısı, huzur ve uzlaşmadan yana olan kimse
aştîxwaz
er. & diş.
Barışsever, barış yanlısı, sulhperver
aştîxwazî
diş.
Barışseverlik, pasifizm, barış yanlısı olma tutumu
aşvan
er.
Değirmenci, değirmen işleten veya un öğüten usta zanaatkâr
aşxane
diş.
Aşevi, lokanta, yemekhane, halk mutfağı
at
atê
diş.
Anne, nine; saygıdeğer yaşlı kadına hitap sözü
atom
diş.
Atom; bir elementin özelliklerini taşıyan en küçük kimyasal…
atomî
sf.
Atomik, atoma ilişkin, atom enerjisine veya çekirdeğine dayalı
atûn
diş.
Kireç ocağı, tuğla ve çömlek pişirme fırını
av
av
diş.
Su
ava
sf.
Bayındır, mamur, şenlikli, imar edilmiş
avabûn
diş.
Güneş veya ayın ufukta kaybolması, batış, gurup
avahî
diş.
Bina, yapı, mimari eser, imar
avahîsaz
er. & diş.
Mimar, bina tasarlayan ve inşa projesini çizen uzman
avahîsazî
diş.
Mimarlık, mimarlık mesleği ve sanatı
avaker
er. & diş.
Kurucu, yapıcı
avakirin
f. gçl.
Kurmak, inşa etmek
avakirî
sf.
Kurulu, inşa edilmiş, mamur, abat
avasaz
diş.
→ înşaatçî
avbend
diş.
Baraj, su bendi, su tutma seti
avdan
diş.
Sulama, su verme işi
avdest
diş.
Abdest
avdestxane
diş.
Abdesthane, hela, tuvalet
avdev
diş.
Tükürük, salya, ağız suyu
avdêr
er.
Sulayıcı, tarla ve bahçe sulayan kimse, saka
avdêrî
diş.
Sulama, sulama işi ve sulama kanalı idaresi
avestûr
sf.
Gebe, yavru taşıyan, karnı dolu (hayvanlar için)
avêtin
f. gçl.
Atmak, fırlatmak
avgerîn
diş.
Girdap, anafor, su çevrintisi
avgermik
diş.
→ qurort
avgir
sf. & diş.
Sulak, su tutan, nemli arazi, bataklık çayır
avhewa
diş.
İklim, hava şartları, atmosfer durumu
avheyat
diş.
Bengisu, abıhayat, ebedi dirilik veren efsanevi hayat suyu
avir
sf. & er.
→ pirçû
avis
sf.
Gebe, yüklü, hamile…
avisîn
f. gçsz.
Döl tutmak, gebe kalmak, karnı dolmak (hayvanlar için)
avî
sf.
Sulu, sulak, su ile ilgili, sıvımsı
avîk
diş.
→ metfînî
avîvan
diş.
Kuyudan veya çeşmeden su çeken, eve su taşıyan kız / kadın
avjen
er. & diş.
Yüzücü, suda ustalıkla yüzen kişi
avjenî
diş.
Yüzme (sporu)
avjenîkirin
f. gçl.
Yüzmek
avkêş
er. & diş.
Saka, su taşıyan kimse
avlêk
diş.
→ kinoşe
avrêj
diş.
Su savak yeri, tahliye borusu, yağmur oluğu
Avrêl
diş.
→ Nîsan
avrij
diş.
İbrik, su dökülen kap; lavabo, el yıkama yeri
avrû
diş.
Haya, utanma; yüz suyu, onur
avşêr
diş.
Peynir altı suyu veya yoğurt suyu
avxork
diş.
→ îstekan
avzê
diş.
→ çavkanî
avzêl
diş.
Sazlık, kamışlık, bataklık çayırı
avzêlk
diş.
→ nepox
avzêm
diş.
Memba, su kaynağı, pınar; çayır pınarı
avzêr
diş.
Yeraltı kaynak suyu, kaynaktan süzülen berrak su, memba
avzûnk
diş.
Küçük pınar, sızıntı su kaynağı
aw
awa
er.
Biçim, tarz, şekil, yol
aware
sf.
Başıboş, avare, işsiz
awarte
sf. & diş.
İstisnai, olağanüstü, sıra dışı, müstesna durum
awartebûn
diş.
İstisnalık, olağandışılık, kural dışı olma durumu
awat
diş.
İstek, dilek, temenni
awayî
diş.
Tarz, üslup, biçim, suret, tutum
awaz
diş.
Ezgi, makam, melodi, nağme, ses tınısı
awazdaner
er. & diş.
Besteci, kompozitör, şarkı ezgisi düzenleyen sanatçı
awir
er.
Sert bakış, dik dik süzüş, öfkeli nazar
Awistralya
diş.
Avustralya kıtası
ax
ax
I
diş.
Toprak, yer, toz, arz
ax
II
ünl.
Ah! vah! eyvah! (elem, acı ve hasret nidası)
axa
er.
Ağa, aşiret reisi, bey, efendi, büyük toprak sahibi
axaftin
f. gçsz. & diş.
Konuşmak, söz söylemek, sohbet etmek
axaftvan
er. & diş.
Konuşmacı, hatip, spiker
axaftvanî
diş.
Hitabet, hatiplik sanatı, konuşmacılık mesleği
axatî
diş.
Ağalık, beylik, cömertlik, efendilik
axavk
diş.
Çene, ağız kısmı; gevezelik
axazade
er.
→ begzade
axbandir
diş.
Yenilebilir bir yabani dağ sebzesi, ilkbaharda toplanıp…
axêf
er. & diş.
→ orator
axil
er.
Ağıl (koyun ve keçi sürülerinin gece barındığı çitli/kapalı yer)
axir
zf. & diş.
Son, nihayet, akıbet; en son
axirî
zf.
→ axir
axivbêj
er. & diş.
→ orator
axîn
diş.
Ah, feryat, iç çekiş, yürekten kopan kederli inilti
axkêşî
diş.
→ ofkêşî
axlêve
diş.
Erken ilkbahar dönemi, karların yeni erimeye başladığı ve…
axpîn
diş.
Verimli toprak, gübreli tarla, ekim toprağı
axret
diş.
Ahiret, öbür dünya
axte
er.
→ exte
axur
er.
Ahır, tavla
axurvan
er.
Seyis, ahır görevlisi, hayvan bakıcısı
axû
diş.
Zehir, ağu
ay
ayende
diş. & sf.
Gelecek, istikbal; müstakbel
ayet
diş.
Ayet, Kur'an-ı Kerim cümleleri; ilahi işaret, mucizevi delil
ayîn
diş.
Ayin, tören, merasim
ayîndar
sf. & er. & diş.
Dindar, inançlı, dinî ritüellere bağlı kimse
az
aza
sf.
Serbest, özgür, bağımsız, muaf
azad
sf.
Özgür, hür, bağımsız, hürriyetine kavuşmuş
azadiya derbirînê
diş.
İfade özgürlüğü, düşünceyi açıklama hürriyeti
azadî
diş.
Özgürlük, hürriyet, istiklal
azadîxwaz
er. & diş.
Özgürlük yanlısı, hürriyet savaşçısı, özgürlükçü
azadîxwazî
diş.
Özgürlükçülük, özgürlük arayışı
azahî
diş.
Yiğitlik, cesaret, atılganlık
azar
diş.
Acı, sızı, ıstırap, eziyet, cefa
azardan
diş. & f. gçl.
Eziyet etmek, incitmek, acı çektirmek
azarî
diş.
→ êşdarî
azib
er. & sf.
Evlenmemiş, bekâr, bekâr delikanlı
azibî
diş.
Bekârlık, bekâr olma durumu
azirandin
f. gçl.
Kışkırtmak, tahrik etmek, galeyana getirmek, hareketlendirmek…
aziryan
f. gçsz.
Galeyana gelmek, kışkırmak, ayaklanmak, heyecana kapılmak…
azix
diş.
→ azûxe
azmûn
diş.
→ ezmûn
aznîf
diş.
Domino taşlarıyla oynanan geleneksel bir oyun
azûxe
diş.
Azık, yolluk, yol erzakı, yiyecek tedariki
azwer
sf. & er. & diş.
İhtiraslı, hırslı, azimli, tutkulu kimse
azwerî
diş.
İhtiras, hırs, tutku, sönmez azim