Î ئی
238 madde238 serbêje
-
î-
- î-önekİşaret bildiren ve zaman zarflarının başına gelerek 'bu, şu'…
îb
îc
îd
- îdarediş.İdare, yönetim, sevk ve yetke
- îdaredarsf.İdareli, tutumlu, harcamalarını ölçülü yapan
- îdarekarer. & diş.İdareci, yönetici, amir, müdür
- îdarekarîdiş.İdarecilik, yöneticilik faaliyeti, sevk ve idare yeteneği
- îdarexanediş.İdarehane, yönetim bürosu, daire, yazı işleri merkezi
- îdîzf.→ êdî
- îdîadiş.İddia, sav, ileri sürülen tez
- îdîakarsf. & er.İddialı, savını savunan; iddiacı kimse
- îdîanamediş.İddianame, suçlama belgesi
îf
- îflasdiş.İflas, batkı, borçlarını ödeyememe hâli, ticari çöküş
- îflasbûnf. gçsz.İflas etmek, batmak, ekonomik olarak çökmek
- îflasbûyîsf.→ muflîs
- îflaskerer. & sf.Müflis, iflas etmiş kişi; batıran kimse
- îftiradiş.İftira, kara çalma, asılsız suçlama
- îftirakarsf. & er.İftiracı, müfteri, başkasına kara çalan kimse
- îftirakarîdiş.İftiracılık, kara çalma huyu, tezvirat
îh
îk
- îkametdiş.İkamet, bir yerde oturma, yerleşme, eğleşme
- îkametgehdiş.İkametgâh, konut, oturulan yer, mesken
- îknadiş.İkna, inandırma, aklını yatırma, kandırma
- îknabûnf. gçsz.İkna olmak, inanmak, aklı yatmak
- îknakirinf. gçl.İkna etmek, inandırmak, razı etmek
- îkramdiş.İkram, ağırlama, hürmet, konuğa sunulan yiyecek veya içecek
- îkramiyediş.İkramiye, ödül parası, maaşa ek ödenek veya bahşiş
îl
- îlabağ.Meğerki (-medikçe, -meksizin)
- îlacdiş.İlaç, deva, derman, şifa, çare
- îlahîzf.Özellikle, bilhassa, hele hele
- îlandiş.İlan, duyuru, tebliğ, bildiri
- îlanamediş.Bildirge, manifesto, beyanname, kamusal duyuru belgesi
- îlankirinf. gçl.İlan etmek, duyurmak, kamuoyuna açıklamak
- îlhamdiş.İlham, esin, içe doğan yaratıcı duygu veya fikir
- îlhamwergirsf.İlham alan, esinlenen, ilhamla coşan
- Îlondiş.Eylül ayı
- îltîcadiş.İltica, sığınma, yabancı bir ülkeye sığınma talebi
- îltîcakarer. & diş.Mülteci, sığınmacı, iltica eden kişi
- îltîfatdiş.İltifat, gönül alıcı söz veya davranış, teveccüh, nezaket
- îltîhabdiş.İltihap, yangı, doku iltihaplanması, cerahat
- îltîhabîsf.İltihaplı, yangılı, iltihap bağlamış doku veya yara
- îltîhaqdiş.İltihak, katılma, bağlanma, bir toprak parçasının başka bir…
îm
- îmamer.İmam, camide namaz kıldıran din görevlisi; önder, lider
- îmametdiş.İmamlık, namaz kıldırma görevi veya dini önderlik makamı
- îmandiş.İman, inanç, itikat
- îmandarsf. & er.İmanlı, inançlı, mümin kimse
- îmandarîdiş.İmanlılık, dindarlık, derin inançlı olma hâli
- îmansizsf.İmansız, inançsız, dinsiz; acımasız, insafsız
- îmkandiş.İmkan, olanak, fırsat, uygun koşul
- îmkandarsf.İmkanlı, olanağı bulunan, mümkün, elverişli
- îmkandarîdiş.Olanaklılık, imkân dâhilinde olma durumu, imkân bolluğu
- împaratorer.İmparator, imparatorluk hükümdarı, kayser
- împaratorîdiş.İmparatorluk, geniş toprakları ve çeşitli kavimleri yöneten…
- îmtiyazdiş.İmtiyaz, ayrıcalık, üstün hak, rüçhan
- îmtiyazdarsf.İmtiyazlı, ayrıcalıklı, özel haklara sahip kılınmış
- îmtîhandiş.İmtihan, sınav; sınanma, çetin deneme
- îmzadiş.İmza, bir kimsenin resmi belgelere koyduğu ad işareti
- îmzakerer. & diş.İmzalayan, imza koyan taraf, imza sahibi
- îmzediş.→ îmza
- îmzekirinf. gçl.İmzalamak, imza atmak, onaylamak
în
- înaddiş.İnat, ayak direme, diretme, diretkenlik
- înadkarsf. & er.İnatçı, dik kafalı, dediğinden dönmeyen
- înadkarîdiş.İnatçılık, ayak diretme huyu, inat etme hâli
- înandinf. gçl.Getirmek, içeri sokmak; nakletmek, aktarmak
- înayetdiş.İnayet, lütuf, ilahi yardım, bağış, ihsan
- încasdiş.Erik; mürdüm eriği, can eriği
- înfazdiş.İnfaz, mahkeme kararını yerine getirme, hükmü icra etme
- înfazkirinf. gçl.İnfaz etmek, verilen hükmü uygulamak
- îngilistandiş.İngiltere, Büyük Britanya ülkesi
- îngilîzer.İngiliz halkından olan kimse
- îngilîzîsf.İngiliz, İngilizlere özgü; İngilizce
- înîdiş.Cuma günü
- înkardiş.İnkâr, yadsıma, ret
- înkarkerer. & diş.İnkarcı, yadsıyan, reddeden kimse
- înkarkerîdiş.İnkarcılık, inkâr siyaseti, yok sayma tutumu
- înkisafdiş.İnkişaf, gelişme, serpilme, açılma, olgunlaşma
- însafdiş.İnsaf, hakkaniyet, adalet
- însafdarsf.İnsaflı, vicdanlı, hak gözeten, merhametli
- însafdarîdiş.İnsaflılık, vicdanlı davranış, hakkaniyet
- însafsivîksf.Yumuşak kalpli, insaflı, merhametli, tez acıyan
- însaner.İnsan, kişi, âdemoğlu
- însaniyetdiş.İnsaniyet, insanlık sevgisi, mürüvvet, insanseverlik
- însanîsf.İnsani, insanca, insana yaraşır, beşeri
- însiyatîfdiş.İnisiyatif, öncelik alma, karar yetkisi, girişim üstünlüğü
- înşaatdiş.İnşaat, yapı işleri, bina yapımı şantiyesi
- înşaatçîer.İnşaatçı, yapı işçisi veya müteahhidi
- întegraldiş.(bîrkarî) İntegral; bir fonksiyonun eğri altında kalan alanını…
- înternetdiş.İnternet, uluslararası bilgisayar ağı, genel ağ
- întîbadiş.İntiba, izlenim, ilk bakışta uyanan duygu ve fikir
- întîhardiş.İntihar, özkıyım, kendi canına kıyma eylemi
- întîharkirinf. gçl.İntihar etmek, özkıyımda bulunmak
- întîqamdiş.İntikam, öç
- întîqamgîrsf. & er.İntikamcı, öç peşinde koşan, kin güden
- întîqamstênsf. & er.Öç alıcı, intikamını alan
- întîxabdiş.İntihap, seçme, tercih etme, seçim yapma
- întîxabatdiş. çoğ.Seçimler, genel seçim süreci
- întîzamdiş.İntizam, düzen, nizam, tertip, disiplin
- întîzamdarsf.İntizamlı, düzenli, disiplinli, kurallara uyan
- înzîbatdiş.İnzibat, asayiş, askeri polis; sıkı disiplin düzeni
- înzîbatîsf.İnzibati, disiplinle ilgili, askeri asayişe ilişkin
îp
- îpegînsf.İpeksi, ipekten yapılmış, ipek dokulu, yumuşak
- îpekdiş.İpek, ipek böceğinin kozasından elde edilen parlak ve yumuşak…
- îpekîsf.İpekli, ipek içeren dokuma kumaş
- îpotekdiş.İpotek, rehin, taşınmaz mal rehni
- îpotekkirinf. gçl.İpotek etmek, rehin bırakmak, güvence olarak vermek
- îpraxdiş.Yaprak sarması, dolma
îq
- îqbaler.İkbal, talih, kut, şans, baht
- îqlimdiş.İklim, bir bölgenin uzun süreli hava koşulları kuşağı
- îqlimîsf.İklimsel, iklime özgü, iklimle ilgili
- îqnadiş.→ îkna
- îqnabûnf. gçsz.→ îknabûn
- îqnakirinf. gçl.→ îknakirin
- îqrardiş.İkrar, açıkça söyleme, saklamadan kabul etme, tasdik
- îqrarnamediş.İkrar belgesi, taahhütname, yazılı onay belgesi
- îqtîbasdiş.İktibas, alıntı, başka bir kaynaktan aynen veya uyarlayarak…
- îqtîdardiş.İktidar, egemenlik, siyasal gücü elinde bulundurma erki
- îqtîdardarsf. & er.İktidar sahibi, muktedir, gücü elinde tutan yönetici
- îqtîsaddiş.İktisat, ekonomi; tasarruf, harcamada ölçülülük
- îqtîsadîsf.İktisadi, ekonomik, mali yapıya ilişkin
- îqtîsadnaser. & diş.İktisatçı, ekonomist, ekonomi uzmanı
îr
- îradediş.İrade, istenç, seçim yapma ve karar verme yetisi, buyruk
- îradedarsf.İradeli, güçlü istence sahip, kararlı, sebatkâr
- îradîsf.İradi, istençsel, bilerek ve isteyerek yapılan
- îrandiş.İran, komşu ülke, İran İslam Cumhuriyeti coğrafyası
- îranîsf. & er.İranlı; İran dillerine veya kültürüne mensup kimse
- îraqdiş.Irak, Dicle ve Fırat nehirleri havzasındaki komşu ülke
- îraqîsf. & er.Iraklı, Irak vatandaşı olan kimse
- îrfandiş.İrfan, manevi kavrayış, sezgi yoluyla bilme, bilgelik, ma‘rifet
- îrfandarsf.İrfan sahibi, arif, bilge, manevi kavrayışı yüksek
- îrlandîsf. & er.İrlandalı; İrlandaca
- îrozf.Bugün
- îrokazf.Tam bugün, hemen bugün, bugün itibarıyla, günümüzde
- îronîdiş.İroni, ince alay, tersini kastederek söyleme sanatı
- îronîksf.İronik, ince alay içeren, kinayeli
- îroyînsf.Bugünkü, bugüne ait olan, güncel, çağdaş
- îrxîdiş.Yılkı, başıboş otlayan at sürüsü
- îrxîçîer.Yılkıcı, at çobanı, at sürüsü güdücüsü
îs
- îsalzf.Bu yıl, bu sene
- îsalîsf.Bu yılki, bu seneye mahsus olan; bu yıl hasat edilen
- îsbatdiş.→ îspat
- îskçoğ.Hıçkırık
- îskandiş.İskan, yerleştirme, yurtlandırma, konutlandırma
- îskankirinf. gçl.İskan etmek, yerleştirmek, bir yere yerleşik kılmak
- îslamdiş.İslam, İslam dini, Müslümanlık; İslam âlemi
- îslamiyetdiş.İslamiyet, Müslümanlık inancı ve medeniyeti
- îslamîsf.İslami, İslam diniyle ilgili, İslam'a uygun
- îsmer.→ isim
- îsotdiş.Biber (bitkisi ve sebzesi; Capsicum)
- îsotîsf.Biberli, biber tadında, acılı, yakıcı lezzette olan
- îsotkêşer.Biber değirmeni; karabiber veya pul biber öğütmeye yarayan kap
- îspanyadiş.İspanya, İberik yarımadasında yer alan ülke
- îspanyolsf. & er.İspanyol; İspanyolca
- îspatdiş.İspat, kanıtlama, kanıt, delil, tanık beyanıyla doğrulama
- îspatîer.İskambil oyunlarında sinek rengi/sembolü
- îspatkirinf. gçl.İspat etmek, kanıtlamak, delille ortaya koymak
- îsrafdiş.İsraf, savurganlık, gereksiz ve ölçüsüz harcama
- îsrafkarsf. & er.İsrafçı, savurgan, müsrif
- îsrafkarîdiş.Savurganlık, israfçılık, saçıp savurma alışkanlığı
- îstekandiş.Çay bardağı, küçük bardak
- îstgehdiş.İstasyon, durak; radyo istasyonu
- îstîfadiş.İstifa, görevden kendi isteğiyle ayrılma, çekilme
- îstîfadediş.İstifade, yararlanma, faydalanma, fayda görme
- îstîfadedarsf.İstifade eden, faydalanan, faydalı, yararlı
- îstîfakirinf. gçl.İstifa etmek, görevini bırakmak
- îstînafdiş.İstinaf, mahkeme kararına karşı üst yargı merciine başvurma yolu
- îstîqametdiş.İstikamet, yön, doğrultu
- îstîqbaldiş.İstikbal, gelecek zaman, ati
- îstîqlaldiş.İstiklal, bağımsızlık, egemenlik, hiçbir devlete bağlı olmama…
- îstîqrardiş.İstikrar, kararlılık, denge, kalıcılık, düzenin sarsılmaması
- îstîqrardarsf.İstikrarlı, dengeli, kararlı, süreklilik arz eden
- îstîsnadiş.İstisna, kural dışı durum, ayrıklık, genel kaideye uymayan hâl
- îstîsnayîsf.İstisnai, kural dışı olan, nadir görülen, fevkalade
- îstîşarediş.İstişare, danışma, meşveret, fikir alışverişi yapma
- îstîşarekirinf. gçl.İstişare etmek, fikir danışmak, akıl danışmak
- îstîxbaratdiş.İstihbarat, bilgi toplama, haber alma teşkilatı
- îstîxbaratîsf.İstihbari, gizli haber alma veya bilgi toplamayla ilgili
- îstîxracdiş.İstihraç, çıkarma, maden veya yer altı zenginliği üretimi
- îsveçdiş.İsveç, İskandinavya yarımadasında bir Kuzey Avrupa ülkesi
- îsveçîsf. & er.İsveçli; İsveççe
- îswîsrediş.İsviçre, Orta Avrupa'da federal cumhuriyet
- îswîsrîsf. & er.İsviçreli
- îsyandiş.İsyan, başkaldırı, ayaklanma, itaatsizlik
- îsyankarsf. & er.İsyankar, asi, başkaldıran, itaat etmeyen
- îsyankarîdiş.İsyankarlık, asilik, boyun eğmeme tutumu
îş
- îşandinf. gçl.Algılamak, fark etmek; dikkatlice bakmak, gözlemek, incelemek…
- îşaretdiş.İşaret, im, belirti, alamet, gösterge
- îşaretdarsf.İşaretli, imli, belirtili, damgalanmış
- îşaretnamediş.İşaretler kılavuzu, semboller cetveli, harita lejantı
- îşevzf.Bu gece, bu akşam
- îşevîsf.Bu geceki, bu geceye ait olan
- îşgaldiş.İşgal, istila, yabancı bir toprağı zorla ele geçirme
- îşgalkersf. & er.İşgalci, istilacı, gaspçı
- îşgalkerîdiş.İşgalcilik, istila faaliyeti, topraklara el koyma eylemi
- îşgalkirinf. gçl.İşgal etmek, zorla zaptetmek, istila etmek
- îşkdiş.At sırtındaki yükü sıkıca bağlamak için urganın her bir dolanım…
- îşkencediş.İşkence, eziyet, cefa
- îşkencekarer. & diş.İşkenceci, eziyet eden, zalimce acı çektiren
- îşkencekarîdiş.İşkencecilik, işkence etme suçu ve yöntemi
- îşliker.İç gömleği, mintan, yelek veya ceket altına giyilen pamuklu…
ît
- îtalîsf. & er.İtalyan; İtalyanca
- îtalyadiş.İtalya, Güney Avrupa'da Akdeniz ülkesi
- îthalatdiş.→ hawirdekirin
- îtiqaddiş.İtikat, inanç, iman, kanaat
- îtîbardiş.İtibar, saygınlık, güven, inanılırlık
- îtîfaqdiş.İttifak, bağlaşma, anlaşma, güç birliği
- îtîfaqkarsf. & er.İttifak eden, müttefik, bağlaşık taraf
- îtîhaddiş.İttihat, birleşme, bütünleşme, tek vücut olma
- îtîhamdiş.İtham, suçlama, isnat, birine suç yükleme
- îtîhamkarsf.İtham edici, suçlayıcı tavır sergileyen
- îtîqaddiş.→ îtiqad
îx
- îxlasdiş.İhlas, samimiyet, içten bağlılık, gösterişsiz dindarlık
- îxlasdarsf.İhlaslı, samimi, riyadan uzak duran
- îxracatdiş.İhracat, dış satım, ülke dışına mal satma faaliyeti
- îxtiyarsf. & er.→ extiyar
- îxtiyarîdiş.→ extiyarî
- îxtiyatdiş.İhtiyat, tedbirlilik, sakınım, ileriyi düşünerek davranma
- îxtiyatkarsf.İhtiyatlı, tedbirli, sakınımlı, temkinli
- îxtîlafdiş.İhtilaf, anlaşmazlık, uyuşmazlık, görüş ayrılığı
- îxtîlaldiş.İhtilal, devrim, mevcut düzeni zorla değiştirme, başkaldırı
- îxtîlatdiş.İhtilat, karışma, iç içe olma, toplumsal kaynaşma ve görüşme
- îxtîsasdiş.İhtisas, uzmanlık, uzmanlaşma
îz
- îzahdiş.İzah, açıklama, aydınlatma, sarih kılma
- îzahkarsf.Açıklayıcı, izah edici, sarih kılan
- îzahkirinf. gçl.İzah etmek, açıklamak, aydınlatmak
- îzindiş.→ izin
- îzindarsf.→ izindar
- îzindêrer. & diş.→ izindêr
- îzinsizsf.→ izinsiz
- îzolasyondiş.İzolasyon, yalıtım, tecrit
- îzolesf.İzole, yalıtılmış, tecrit edilmiş, çevresinden ayrılmış