O ۆ
91 madde91 serbêje
ob
- obediş.Oba, göçebe aşiret topluluğu…
- objektîfsf.Objektif, nesnel, tarafsız, kişisel duygulardan bağımsız…
- objektîvîtediş.Objektiflik, nesnellik, tarafsızlık vasfı
- obursf. & er.Obur, açgözlü, doymak bilmez, iştahına yenik düşen kimse
oc
od
of
og
ok
ol
- oldiş.Din, inanç
- olamdiş.Vergi, haraç, mükellefiyet
- olandiş.Yankı, eko, akis
- olandarsf.Yankılı, akis getiren, derin vadilerde sesi geri yansıtan
- olanvedandiş.Yankılanma, dağlarda ve vadilerde sesin aksetmesi olayı
- oldarsf. & er. & diş.Dindar
- olîgarşîdiş.Oligarşi, iktidarın küçük bir ayrıcalıklı zümrenin elinde…
- olîgarşîksf.Oligarşik, oligarşiye dayalı, dar bir zümrenin çıkarını gözeten…
- olîmpiyatdiş.Olimpiyat oyunları, dört yılda bir yapılan evrensel spor şöleni
- olîmpîksf.Olimpik, uluslararası olimpiyat spor kurallarına ve ölçütlerine…
- olkdiş.Halka, zincir halkası…
om
on
op
- operadiş.Opera, orkestra eşliğinde oynanan, şarkıyla söylenen müzikli…
- operasyondiş.Operasyon, planlı askerî harekât veya cerrahi müdahale
- oposîsyondiş.Muhalefet, karşıt görüşlü siyasi fırkalar bütünü
- optîksf. & diş.Optik, görme ve ışık olaylarını inceleyen fizik dalı; optik araç
- optîmîstsf. & er.İyimser, optimist, her hadisenin iyi yönünü gören kimse
- optîmîzmdiş.İyimserlik, optimizm, hayata ve geleceğe umutla bakma felsefesi
or
- oraqdiş.→ qalûnç
- oratorer. & diş.Oratör, hatip, kitleleri etkileyici tarzda konuşan söz ustası
- oratorîdiş.Hitabet sanatı, belagat, kitle önünde etkileyici söz söyleme…
- ordekdiş.Ördek
- ordîdiş.Ordu, askeri kuvvet
- oriyantalîster. & diş.Oryantalist, şarkiyatçı, Doğu dilleri ve kültürleri uzmanı…
- oriyantalîzmdiş.Oryantalizm, şarkiyatçılık, Batı'nın Doğu toplumlarını ve…
- orîjînalsf.Orijinal, özgün, taklit olmayan, ilk nüsha niteliğindeki eser
- orîjînalîtediş.Orijinallik, özgünlük, kendine haslık durumu
- orînf. gçsz. & diş.Böğürmek (inek, buzağı)
- orkestradiş.Orkestra, çok sayıda farklı enstrümanın birlikte çaldığı büyük…
- ortaxer. & diş.Ortak, hissedar, iş veya mal ortaklığı yapan paydaş
- ortaxîdiş.Ortaklık, şirket, müşterek ticaret veya iş birliği
- ortediş. & ed.Orta, merkez
- ortodokssf. & er.Ortodoks, Doğu Hristiyan kilisesine bağlı kimse; köktenci ve…
- ortodoksîdiş.Ortodoksluk, geleneksel kilise öğretisi ve inanç nizamı
os
ot
- otantîksf.Otantik, hakiki, bozulmamış, köklerine sadık geleneksel yapı
- otaxdiş.Otağ, büyük oda, konak odası, başoda
- oteldiş.Otel, yolcuların konakladığı büyük pansiyon ve konaklama tesisi
- otêldiş.Otel
- otîdiş.Ütü
- otobiyografîdiş.Otobiyografi, öz yaşam öyküsü, bir kimsenin kendi hayatını…
- otobusdiş.Otobüs, çok sayıda yolcu taşıyan büyük motorlu kara taşıtı
- otokrasîdiş.Otokrasi, tek kişinin kayıtsız şartsız hâkimiyetine dayanan…
- otokrater. & diş.Otokrat, tek başına buyurgan yönetici, mutlak iktidar sahibi…
- otomasyondiş.Otomasyon, sanayi ve üretimde işlerin otomatik aygıtlarla…
- otomatîksf.Otomatik, insan müdahalesi olmadan kendiliğinden çalışan…
- otonomsf.Otonom, özerk, kendi iç işlerini bağımsız yönetme hakkına sahip…
- otonomîdiş.Otonomi, özerklik, muhtariyet, yerel kendi kendini yönetme…
- otorîtediş.Otorite, yetke, nüfuz, buyurma ve yaptırım gücü
ox
- oxçirdiş.→ doxîn
- oxirdiş.Uğur, hayır, talih, baht
- oxirbeünl.Uğurlar olsun! Güle güle git, yolun açık olsun temennisi
- oxirbûndiş.Uğurlanma, yola koyulma, selametle yolculuğa çıkma anı
- oxirkirinf. gçl. & diş.Uğurlamak, yolcu etmek, gidenin arkasından hayır dua etmek
- oxirxêrsf.Uğurlu, hayırlı sefer getiren, kutlu adım
- oxirxirabsf.Uğursuz, meşum, adım attığı yere şanssızlık getiren kimse
- oxirxirabîdiş.Uğursuzluk, meşumluk, bedbahtlık hâli
- oxirxwazer. & diş.Uğur dileyen, giden yolcunun ardından selamet temenni eden dost
- oxirxwazîdiş.Uğur dileme, hayır temennisi, selamet dileği
- oxirxweşünl.→ oxirbe
oz
- ozondiş.Ozon gazı, üç oksijen atomundan oluşan ve atmosferi morötesi…