aloz
ئالۆزKökenKokköken belirsizkoka nediyar
- 1
Gergin, çalkantılı, huzursuz.
EşanlamlıHevwateqeyrandarHelbet karê serekî yê vî tabûrî belavkirina gotgotkan û çêkirina rewşeka aloz e di nêv miletî de
Elbette bu [beşinci] kolun başlıca görevi dedikodu yaymak ve halk arasında huzursuz/gergin bir ortam oluşturmaktır
Piştî wan nûçeyan, dilê min gelekî aloz bû.
O haberlerden sonra içim epey gergin oldu.
- 2
karışık, karmaşık, anlaşılması güç
Doza malê di navbera birayan de gelek aloz bû, li ser çend salan berdewam bû.
Kardeşler arasındaki miras davası çok karmaşıktı, yıllarca sürdü.
- 3
dolaşık, sarpa sarmış.
Ta ew qas aloz bûbû ku destên keçikê tê de asê man.
İplik o kadar dolaşmıştı ki kızın elleri içinde sıkışıp kaldı.
Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv
aloz bûn dolaşmak, karışmak, sarpa sarmak.