Ferheng

emir

emirI

ئەمر
KökenKok< Ar. amr
  1. 1

    Emir, buyruk, komut, talimat; yetkili makamın kesin talimatı

    Emrê ser celaçiya kiriye

    Cellatlara ferman buyurdu / buyruk verdi.

    Zarokan tavilê emrê bavê xwe pêk anî.

    Çocuklar hemen babalarının emrini yerine getirdi.

  2. 2

    İzin, ruhsat:

    EşanlamlıHevwateferman

    Lê emrê kuştinê nîne

    Fakat öldürme izni yoktur

    Bê emrê bavê xwe ez naçim tu derê.

    Babamın izni olmadan hiçbir yere gitmem.

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

emîr kirin emretmek, buyurmak.

emirII

عەمر
KökenKok< Ar. ʿumr
  1. Ömür, hayat süresi, yaş:

    Emrê wî heft sal in

    O yedi yaşındadır

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

emîr kirin yaşamak, ömür sürmek, hayatta kalmak:

Bira emîr bike!

Çok yaşasın!

Te hevtê sal emr kirye, tu pîreke herfî yî

Yetmiş yıl ömür sürmüşsün, kocamış bir ihtiyarsın.

ÖrneklerMînak

Emrê te çend e?

Yaşın kaç? / Kaç yaşındasın?