gilare
گلارەKökenKokköken belirsizkoka nediyar
- 1
Kesilmiş ağaç kütüğü, kök
Li nava zeviyê gilareyekî kevn mabû, me bi zorê derxist.
Tarlanın ortasında eski bir kütük kalmıştı, zorla söktük.
- 2
Kısa ve kalın odun parçası.
Gilareyekî mezin ê dara gûzê li ber agirê zivistanê dişewitî.
Kış ateşinin önünde ceviz ağacından büyük bir kütük yanıyordu.