Ferheng

gir

girI

گر
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. 1

    İri, büyük, cüsseli, kocaman, yapılı

    Darên kevn ên daristanê xwedî qurmên gir û stûr bûn.

    Ormanın yaşlı ağaçları iri ve kalın gövdelere sahipti.

  2. 2

    Kaba, kalın, pürüzlü.

    Ji bo tirşiyê xwêya gir bi kar bîne, ne ya hûr.

    Turşu için iri taneli tuz kullan, incesini değil.

girII

گر
KökenKokkrş. Av. gairi-
  1. Tepe, höyük, tümsek, ufak yükselti.

ÖrneklerMînak

Hakim ji çûye serê gir rûniştiye

Hükümdar da gidip tepenin tepesine oturdu.

girIII

گر
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. Rağmen, karşın: - ji girê... ve ...-e rağmen: ji girê min ve (bana rağmen, inadıma)

ÖrneklerMînak

Ew gir nexweşiya xwe derket

O, hastalığına rağmen dışarı çıktı.

girIV

گر
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. Kaşıntı: cinnet, aşırı öfke nöbeti:

    Filankesî gir hatê

    Filancanın histerisi/öfkesi tuttu.

ÖrneklerMînak

Filankesî gir ê girtî

Filancayı kaşıntı tuttu / tutturdu.