vekuştin
ڤەکوشتن- 1
Kesmek, boğazlamak (koyun, sığır, tavuk vb.):
Gaê me mirar dibe, wekuje!
Öküzümüz telef oluyor, kes onu!;
Gayê me li ber mirinê ye, bilezîne û wî vekuje da ku heram nebe.
Öküzümüz ölmek üzeredir; acele et ve mundar olmasın diye onu boğazla!
- 2
söndürmek (ateş, lamba).
Jina apê min ji odeya din bang kir: "Çirayê vekujin û razin, sibê zû radibin!"
Yengem öbür odadan seslendi: "Lambayı söndürün de yatın, yarın erken kalkacaksınız!"