çeliqîn
چەلقینKökenKokyapım: çeliq- + -în
Çalkalanmak, sıçramak, dökülmek (sıvı); dalgalanmak (deniz)
ÖrneklerMînak
Hevalê dinê kodik hiltîne diçe şîr didoşe tê. Rêva lingê wî raşiqitî, go: 'Vih.' Şivanê dinê go: 'Kuro, çi bû?' Go: 'Şîr çeliqî'
Diğer arkadaşı bakracı alıp süt sağmaya gider ve döner. Yolda ayağı kayar, 'Vay' der. Öteki çoban 'Ne oldu?' diye sorar. 'Süt çalkalandı / döküldü' cevabını verir.