Ferheng

bend

bendI

بەند
KökenKokkrş. Far. band, Pehl. band, Av. banda-
  1. 1

    Bağ, köstek, bukağı; esaret, pranga, tutsaklık

    Gundî her sibe bend ji lingên hespê xwe vedike û wî berdide çêrê.

    Köylü her sabah atının ayaklarındaki bağı çözer ve onu otlamaya salar.

  2. 2

    bent, baraj, su bendi, set

    Me li ser çemê biçûk bendek çêkir da ku avê bidin zeviyan.

    Tarlaları sulamak için küçük derenin üzerine bir bent yaptık.

  3. 3

    bent, fıkra, paragraf, madde (hukuk ve yazıda)

    Berî ku tu îmze bikî, her bendê peymanê bi baldarî bixwîne.

    İmzalamadan önce sözleşmenin her maddesini dikkatle oku.

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

bend xistin kösteklemek, bağlamak;
ji bendê rizgar bûn bağlarından/esaretten kurtulmak;

bendII

بەند
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. Bekleme, gözetleme, intizar

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

li bendê man / li benda... sekinîn birini/bir şeyi beklemek, intizarda olmak;
bendewar bekleyen, gözetleyen; bağlı, sadık.

ÖrneklerMînak

Ez li benda te me

Seni bekliyorum / senin intizarındayım.

Heta êvarê li bendê man

Akşama kadar beklediler.