Ferheng

ber

berI

بەر
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. 1

    ed.EdatDaçek ön, ön taraf, huzur, kat; önüne, önünde

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

li ber önünde, huzurunda; karşısında;
ji ber önünden; yüzünden, sebebiyle; ezberden;
ber bi... ve ... doğru, tarafına doğru;
berê xwe dan yönelmek, yüzünü dönmek;
berê zf. eskiden, evvelce, önce.

ÖrneklerMînak

Li ber dergehê keleha kevnare du peykerên ji kevirê mermer hatibûn danîn.

Kadim kalenin kapısının önünde mermer taştan iki yontu dikilmişti.

Li ber çavên min rawestiya

Gözlerimin önünde durdu.

berII

بەر
KökenKokkrş. Far. bar, Av. varah-
  1. Bağır, göğüs, kucak.

EşanlamlıHevwatehemêz

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

xistin ber xwe kucağına / bağrına basmak;
dayina ber pêsîra xwe göğsüne yaslamak;

ÖrneklerMînak

Zarok xiste ber xwe

Çocuğu kucağına aldı.

berIII

بەر
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. En, genişlik; sahil, kıyı boyu: - kefa bi ber = geniş kumaş; berê avê = su kenarı, dere kıyısı.

EşanlamlıHevwatekenarqerax

ÖrneklerMînak

Bera vî perçeyê qumaş ji bo çêkirina cilê bes e.

Bu kumaş parçasının eni elbise dikmek için yeterlidir.

berIV

بەر
KökenKokkrş. Far. bar, Pehl. bar
  1. Meyve, ürün, mahsul; döl, nesil, zürriyet.

EşanlamlıHevwateberhemfêkîmêwe

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

ber girtin / ber dan meyve vermek, ürün vermek;
bêber kısır, verimsiz, meyvesiz;

ÖrneklerMînak

Wan stirî çandin, lê çiqas gulan ber da

Onlar diken ektiler, fakat ne kadar çok gül ürün verdi.

berV

بەر
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. Taş, kaya parçası (EşanlamlıHevwate: kevir, kuç): - ber avêtin = taş atmak.

ÖrneklerMînak

Zarokan di ber avê re bera avêtin nav hewzê û dileyistin.

Çocuklar su kenarında havuza taş atıyor ve oynuyorlardı.