Ferheng

derxistin

دەرخستن
KökenKokyapım: der + xistin
  1. 1

    Dışarı çıkarmak, tahliye etmek, uzaklaştırmak

    Bihare, xelk gayê xwe derdixe!

    Bahardır, ahali öküzünü dışarı çıkarıyor!

    Zikê wî diqelêşe, Şenglo, Menglo, Qalîçenglo derdixe

    Karnını deşiyor; Şenglo, Menglo ve Qalîçenglo'yu dışarı çıkarıyor.

  2. 2

    çıkarmak (kuyudan su, cebinden mendil, maden vb.)

    Hostayê madenê ji bin kûrahiya zinarên asê zêr û zîvê xwerû derxist holê.

    Maden ustası sarp kayalıkların derinliklerinden saf altın ve gümüşü açığa çıkardı.

  3. 3

    üretmek, türetmek (barajdan elektrik)

    Baraja li ser Firatê her sal gelek elektrîk derdixe.

    Fırat üzerindeki baraj her yıl çok miktarda elektrik üretiyor.

  4. 4

    ortaya koymak, bestelemek (şarkı, destan)

    Mam Celadet Bedirxan di sala 1932an de li Şamê kovara Hawarê derxist û dîrokeke nû nivîsî.

    Celadet Bedirxan 1932'de Şam'da Hawar dergisini çıkardı ve yepyeni bir tarih yazdı.

    Keçikan û jinan klamên mêraniyê li ser wan derdixistin

    Genç kızlar ve kadınlar onların üzerine kahramanlık ezgileri yakıyorlardı.

  5. 5

    tahakkuk ettirmek, öyle göstermek: - rûreş derxistin: mahcup etmek, yüzünü kara çıkarmak

    Tu min rûreş dernexî!

    Beni mahcup etmeyesin, yüzümü kara çıkarmayasın!

  6. 6

    (hastalık) dökmek (çiçek, kızamık vb.)

    Zarokê min ê biçûk sorik derxist, em ê çend rojan neçin dibistanê.

    Küçük çocuğum kızamık döktü, birkaç gün okula gitmeyeceğiz.

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

rê jê dernexistin işin içinden çıkamamak, ne yapacağını bilememek (EşanlamlıHevwate: şaş û heyran man);
tê derxistin sezmek, tahmin etmek, çıkarımda bulunmak;
ji rê derxistin yoldan çıkarmak, baştan çıkarmak.