Ferheng

fêl

fêlI

فێل
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. 1

    Hile, al, desise, kurnazlık, dolap, düzenbazlık: fêl û fînaz (türlü oyun ve düzenbazlıklar)

    fen û fêl

    hile ve dolaplar / türlü desiseler.

  2. 2

    Komplo, entrika, tuzak.

    Ev hemû fêl bû; wan dixwest em zeviyên xwe erzan bifiroşin.

    Bunların hepsi bir tuzaktı; tarlalarımızı ucuza satalım istiyorlardı.

fêlII

فێعل
KökenKok< Ar. fiʿl
  1. 1

    dilb.DilbilgisiRêziman Fiil, eylem: fêla derbazbûyî (geçişli fiil); fêla nederbazbûyî (geçişsiz fiil); fêla rast (kurallı fiil)

    Mamosteyî ji xwendekaran re got: 'Fêla vê hevokê ya derbazbûyî ye.'

    Öğretmen öğrencilere dedi ki: "Bu cümlenin fiili geçişlidir."

  2. 2

    İş, eylem, amel, edim.

    Di fêl û reftarên wî de dilpakiyek kûr dihat dîtin.

    Onun fiil ve davranışlarında derin bir içtenlik görünüyordu.

    Filê qenc her tim mîrata herî baş a mirovan e.

    Güzel amel ve hayırlı fiil her zaman insanın en iyi mirasıdır.