firêze
فڕێزەKökenKokköken belirsizkoka nediyar
- 1
Anız, ekin biçildikten sonra tarlada kalan köklü saplar; anız tarlası
merge û firêze
çayırlar ve anız tarlaları.
Pez li nava frêzeyê heta ber êvarê çêriya.
Koyunlar akşama kadar anız tarlasının ortasında otladı.
- 2
Tepe, sırt, yükselti.
Ji ser firêzeya bilind, hemû gund mîna tabloyekê xuya dibû.
Yüksek tepeden bütün köy bir tablo gibi görünüyordu.
EşanlamlıHevwatepirêz
ÖrneklerMînak
Pez li nava firêza zeviyê bi hewes diçêriya.
Koyunlar anız tarlasının ortasında hevesle otluyordu.