gihandin
گهاندنKökenKokyapım: gih- + -andin
- 1
Ulaştırmak, iletmek, vardırmak, kavuşturmak, götürmek: - xwe gihandin: yetişmek, kavuşmak, varmak
Wana cab gihandine dîwana Al-paşa
Ali Paşa'nın divanına haber ulaştırdılar;
Lazim e ku hûn van zilaman bigihîjînin welatê wan
Bu adamları memleketlerine ulaştırmanız gerekir;
Pêxemberan peyama aştî û biratiyê gihand tevahiya mirovan.
Peygamberler barış ve kardeşlik mesajını tüm insanlara ulaştırdılar.
- 2
uğratmak, başına getirmek:
şeherê bavê xwe gihyandine xelayê
babalarının şehrini kıtlığa uğrattılar;
Serhişkiya wî malbata wî gihand xizaniyê.
İnatçılığı ailesini yoksulluğa düşürdü.
- 3
Hasar vermek.
Sermaya biharê zirareke mezin gihand darên me.
Bahar ayazı ağaçlarımıza büyük zarar verdi.