hal
حالKökenKok< Ar. ḥāl
Hâl, vaziyet, durum, keyfiyet: halê me (bizim hâlimiz); - bê hal: halsiz, bitkin; - ji hal ketin: takatten düşmek.
Bkz.Binêre
ÖrneklerMînak
Ji ber meşa rojan a dûr ew ji hal ketibû.
Günler süren uzun yürüyüşten ötürü takatten düşmüştü / halsiz kalmıştı.