rahiştin
ڕاهشتن- 1
Almak, eline almak, kaldırmak, kapmak:
Beyrîm û qîza şêxê Ereban rahiştin laşê ebd
Beyrim ile Arap şeyhinin kızı kölenin naaşını kaldırdılar;
Tuê rahêjî wî teyrî, bibî
O kuşu yakalayacaksın ve götüreceksin;
Hat û li ser textê xwe rûnişt û rahişte tembûra xwe ya xemilandî.
Gelip tahtına oturdu ve süslü tamburunu eline aldı.
- 2
Saldırmak, üzerine atılmak, hamle etmek:
EşanlamlıHevwaterahêlanGurêd birçî... radihiştne ser pêz
Aç kurtlar... koyunların üzerine atılıyorlardı;
Wana rahişte ser duşmin
Düşmanın üzerine çullandılar
Pisîkê bi carekê rahişte ser mişk û ew girt.
Kedi birden farenin üstüne atıldı ve onu yakaladı.