tavîI
تاڤیGüneş ışığı; güneşlenme.
ÖrneklerMînak
Taviya şemşê li ser zinaran germahiya biharê belav dikir.
Güneşin ışığı kayalıkların üstüne bahar sıcaklığını yayıyordu.
Güneş ışığı; güneşlenme.
Taviya şemşê li ser zinaran germahiya biharê belav dikir.
Güneşin ışığı kayalıkların üstüne bahar sıcaklığını yayıyordu.
Sağanak yağış, aniden bastıran şiddetli yağmur.
Taviya Nîsanê, hêjaya malê Xursan e û bereketa deştê ye.
Nisan sağanağı, Hursan yurdunun malı değerindedir ve ovanın bereketidir.
Em di rê de bûn ku taviyek hat û em ji serî heta binî şil bûn.
Yoldaydık, bir sağanak bastırdı, tepeden tırnağa ıslandık.