Ferheng

teng

tengI

تەنگ
KökenKokkrş. Far. tang, Pehl. tang
  1. 1

    Dar, sıkı

    Ev pantol ji min re teng e, mezintir heye?

    Bu pantolon bana dar, daha büyüğü var mı?

  2. 2

    sıkıntılı, bunaltıcı: -bêna yekî teng bûn canı sıkılmak, içi daralmak:

    Bêna min teng e

    Canım sıkkın, içim daralıyor.

    Gava dilê wî kete tengasiyê, bêna wî teng bû û derket derve.

    Gönlü darlığa düştüğünde nefesi daraldı ve dışarı çıktı.

tengII

تەنگ
KökenKokkrş. Far. tang
  1. Kolan, semer kayışı, hayvanın karnından dolaştırılan semer bağı: -teng lê helçînîn dizginleri kısmak, baskı altına almak.

ÖrneklerMînak

Kolan û tengê zînê hespê bi tundî kişandin û hesp rawestand.

Atın eyerinin kolanını ve kayışını sıkıca çekip atı durdurdular.