têda
تێداKökenKokyapım: tê + da
İçinde, onda, orada: -têda hatin içeri girmek; -têda man içinde kalmak; işin içinden çıkamamak, apışıp kalmak:
Mamosta ji min pirsî, ez têde mam
Hoca bana sordu, apışıp kaldım.
ÖrneklerMînak
Mamosta pirsî, lê hevalê min tê da matmayî ma û bêdeng sekinî.
Öğretmen sordu, ancak arkadaşım o hususta şaşırıp kaldı ve sessizce durdu.