veketin
ڤەکەتن- 1
Uzanmak, boylu boyunca sere serpe yatmak
Gurzo yê cengawer bal wê veketibû û xeweke giran kiribû.
Cengâver Gurzo onun yanına boylu boyunca uzanmış ve derin bir uykuya dalmıştı.
- 2
yayılmak, tembellik etmek
Tu çima wisa li ber sobeyê vedikevî? Rabe, alîkariya me bike!
Neden sobanın önüne öyle yayılıyorsun? Kalk, bize yardım et!
- 3
pusuya yatmak.
Nêçîrvan li pişt zinêr veketibûn û li benda kewan bûn.
Avcılar kayanın arkasında pusuya yatmış, keklikleri bekliyorlardı.