xurt
خورتKökenKokköken belirsizkoka nediyar
- 1
Güçlü, kuvvetli, kudretli, sağlam; nüfuzlu
Ew jî qewî xurt bû.
O da çok güçlüydü.
Cotê me yê dewaran xurt e û dikare zeviyên asê bi hêsanî bajon.
Bizim sığır çiftimiz güçlüdür ve sarp arazileri kolaylıkla sürebilir.
- 2
şiddetli, kuvvetli (yağmur, rüzgâr vb. için):
Li derve baran xurt dibariya
Dışarıda şiddetli yağmur yağıyordu;
Baraneke xurt dibariya; em heta çokan şil bûn.
Şiddetli bir yağmur yağıyordu; dizlerimize kadar ıslandık.
- 3
şişman, gürbüz, semiz
Mihên me îsal xurt bûn; bazirganî bi bihayekî baş ew kirîn.
Koyunlarımız bu yıl semizdi; tüccar onları iyi bir fiyata aldı.
- 4
varlıklı, zengin: -xurt bûn a) semirmek; b) zenginleşmek.
Malbata wan xurt e, lê qet xwe mezin nakin.
Onların ailesi varlıklıdır ama hiç büyüklenmezler.