dolab
دۆلابKökenKok< Ar. dawlāb
- 1
Dolap, yüklük, kiler dolabı
Pirtûkên hêja di nav dolaba darîn a kevn de hatibûn parastin.
Kıymetli kitaplar eski ahşap dolabın içinde muhafaza edilmişti.
- 2
çark, su değirmeni dolabı
Li ber çem dolabeke kevn hebû, av ji çem dikişand baxçeyan.
Nehir kıyısında eski bir su dolabı vardı, nehirden bahçelere su çekerdi.
- 3
mec.Mecaz anlamWateya mecazî hile, düzenbazlık.
Min fêm kir ku ev hemû dolabek e, loma min pere nedan.
Bunun bir dolap olduğunu anladım, o yüzden parayı vermedim.