gav
گاڤKökenKokkrş. Far. gām, Pehl. gām
- 1
An, lahza, vakit, zaman:- gava: -dığı vakit, -ince, iken: - gavek din: az sonra, birazdan: - gavekê: bir ara, bir defasında;- gavina / gavgavina: bazen, zaman zaman;- vê gavê: şu an, şimdi;- wê gavê: o vakit, o esnada
Ezê gavek din bixwim
Birazdan yerim;
Gava ez gihîştim malê, zarok razabûn.
Eve vardığımda çocuklar uyumuştu.
- 2
Adım: - gav avêtin: adım atmak, girişimde bulunmak
Em weke çarsid-pêncsid gava ji pêz dûr ketin
Koyunlardan yaklaşık 400-500 adım uzaklaştık;
Divê di vî warî de hinek gav bên avêtin
Bu alanda birtakım adımlar atılmalıdır
Lawo, gavên xwe fireh bike, tarî ket!
Oğlum, adımlarını aç, hava karardı!