Ferheng

kil

kilI

کل
KökenKok< Ar. kuḥl
  1. Sürme, göz sürmesi, göz boyası (kohl).

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

kil dan sürme çekmek, gözleri/kaşları sürmeyle karartmak:

Zîna delal xwe rind xemiland, çevê xwe kilda

Güzel Zin kendini güzelce süsledi, gözlerine sürme çekti.

ÖrneklerMînak

Gulê ez kilê çavê te me

Gülê, ben senin gözlerinin sürmesiyim!

kilII

کل
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. Sallanma ve titreme bildiren kök ifade.

    Bkz.Binêrehejînlerizîn
EşanlamlıHevwatericifîn

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

kil bûn titremek, sallanmak, dalgalanmak:

Pelên guliyê dara çinarê yê ku ew li ser bû, kil bûn

Üzerinde durduğu çınar ağacı dalının yaprakları titredi/sallandı.

kil kirin a) sallamak, titretmek; b) havada sallayıp savurmak, oynatmak:

Siltanê Fîlan rawestiya... piştî ku xortima xwe bi vir de û wê de kil kir, got.

Fil Sultanı durdu... hortumunu bir o yana bir bu yana salladıktan sonra dedi ki.

ÖrneklerMînak

Pelên guliyê dara çinarê li ber ba kil bûn.

Çınar ağacının dal yaprakları rüzgârın önünde salındı / titredi.

kilIII

کل
KökenKokköken belirsizkoka nediyar
  1. 1

    Yayık, tereyağı yayığı

    Bkz.Binêremeşksirsûm

    Pîrê kil li darê daleqand û dest bi hejandinê kir.

    Yaşlı kadın yayığı direğe asıp çalkalamaya başladı.

  2. 2

    Yayıktan toplanan tereyağı topağı; sarsma/çalkalama işlemi.

    Kevaniya gund serê sibehê meşka li darxistî hejand û kila nivişk jê derxist.

    Köyün ev hanımı sabah vakti asılı yayığı çalkalayıp tereyağı topağını çıkardı.