pal
پالKökenKokköken belirsizkoka nediyar
- 1
Yan, böğür: pal dan / pal ve dan (Bkz.Binêre paldan) a) yan üstü yatmak; b) yaslanmak, dayanmak:
Wan keviran usa ser hev de pal dabûn.
O taşlar öyle birbirine yaslanmışlardı ki.
Hespê me li ser pala xwe ketiye, qet ranabe.
Atımız yan yatmış, bir türlü kalkmıyor.
- 2
Yamaç, dağın veya tepenin eğimli yanı: ser pala çiyê (dağın yamacında)
Li pala hember çolê mîhên mor di mexeliyê de bûn.
Çölün karşısındaki yamaçta mor koyunlar yataktaydı.
- 3
But, but kemiği.
Qesabê taxê pala berx ji min re veqetand.
Mahallenin kasabı kuzunun budunu bana ayırdı.