rêkketin
ڕێککەتن- 1
Uzlaşmak, anlaşmak, mutabık kalmak
Herdu eşîr piştî salên dirêj li ser parvekirina avê rêk ketin û aştî kir.
İki aşiret uzun yıllar sonra suyun paylaşımı konusunda anlaştılar ve barış yaptılar.
- 2
rast gelmek, denk gelmek, tesadüf etmek.
Wisa rêk ket ku cejn û rojbûna min li heman rojê bûn.
Öyle denk geldi ki bayram ile doğum günüm aynı güne rastladı.