kevlûکەڤلووdiş.Dişil adNavdêra mê(-yê)ayrıcaherwiha: kewlîKökenKokköken belirsizkoka nediyar1Yağmurun dinmesi, sağanak arası molaEger kevlûyek bikevîte baranê, em dê çinYağmura bir fasıla girerse biz gideceğiz.2fırsat, elverişli imkân.Bkz.BinêredelîvederfetfesalTaze kewliya hingo hatiyeFırsatınız nihayet geldi çattı.EşanlamlıHevwatefirsetkês