kolanI
کۆلانKökenKokköken belirsizkoka nediyar
Kolan, eyer ya da semer kayışı.
ÖrneklerMînak
Bavê min beriya ku ker bikeve rê, kolana wê bi zexmî şidand.
Babam eşek yola çıkmadan önce kolanını sağlamca sıktı.
Kolan, eyer ya da semer kayışı.
Bavê min beriya ku ker bikeve rê, kolana wê bi zexmî şidand.
Babam eşek yola çıkmadan önce kolanını sağlamca sıktı.
Sokak, cadde, mahalle yolu.
Kolanên kevnare yên Amedê bi bîhna bîhnxweş a nanê tenûrê û kenê zarokan tijî bûn.
Diyarbakır'ın kadim sokakları tandır ekmeğinin hoş kokusu ve çocukların kahkahalarıyla doluydu.
Kazmak, oymak, toprağı eşelemek.
Karkerên dilsoz riya nû di nav tehtan re bi kulp û çakûç kola.
Sadık işçiler yeni yolu kayaların arasından kazma ve çekiçle kazdılar.