Ferheng

hatin

هاتن
KökenKokkrş. Far. āmadan, Sor. hatin
  1. 1

    Gelmek: Zilamek tê (Bir adam geliyor); Ez hatim (Geldim); - ji dest hatin: elinden gelmek: - li hev hatin: anlaşmak, uzlaşmak; - pey hatin: izlemek, ardından gelmek; - serê... hatin: başına gelmek

    Tiştek ji destê min nedihat

    Elimden bir şey gelmiyordu;

    Ji destê me çi hat me ji bo biratiya gelan kir.

    Elimizden ne geldiyse halkların kardeşliği için yaptık.

  2. 2

    Edilgen fiil yardımcısı (-e/-a hatin + mastar):

    hat dîtin

    görüldü;

    hat kuştin

    öldürüldü.

    Pira gund di dawiyê de hat çêkirin; êdî şagirt bi hêsanî diçin dibistanê.

    Köyün köprüsü sonunda yapıldı; artık öğrenciler okula rahatça gidiyor.