Ferheng

girtin

گرتن
KökenKokkrş. Far. gereftan, Pehl. griftan
  1. 1

    Tutmak, yakalamak, kavramak, almak: - bi ser... de girtin / ser... girtin: yeğlemek, tercih etmek: - çi bigre: hemen hemen, neredeyse; - hev[du] girtin: birbirini tutmak, bağdaşmak, tutarlı olmak; - nezer ji kesekî girtin: nazar değdirmek; - serê hespê girtin: atı dizginlemek, yavaşlatmak; - xwe li kesekî girtin: a) birine sığınmak, bel bağlamak; b) yönelmek

    Rovî, te ev aqil ji ku girtiye?

    Tilki, bu aklı nereden aldın?

    Min honikahiya zozanan bi ser havîna deştê de digirt

    Yaylaların serinliğini ovanın yazına yeğlerdim;

    Bi destê wî girt

    Onun elinden tuttu.

  2. 2

    Yakalamak, tutuklamak, esir etmek

    Polîsan dizê ku şeva borî ket dikana me girt.

    Polis geçen gece dükkânımıza giren hırsızı yakaladı.

  3. 3

    Kapatmak, örtmek:

    Dergêvan derî digire

    Kapıcı kapıyı kapatır;

    Derî bigire, serma tê hundir!

    Kapıyı kapat, soğuk içeri giriyor!

  4. 4

    (hava) kapanmak, bulutlanmak; - rojî girtin oruç tutmak; - agir girtin ateş almak, tutuşmak.

    Berî êvarê hewa girt û baran barî.

    Akşamdan önce hava kapandı ve yağmur yağdı.

EşanlamlıHevwatedaxistinstandinfetihkirinBkz.Binêredagirtinhilgirtinjêgirtinragirtinvegirtinwergirtin