girtin
گرتن- 1
Tutmak, yakalamak, kavramak, almak: - bi ser... de girtin / ser... girtin: yeğlemek, tercih etmek: - çi bigre: hemen hemen, neredeyse; - hev[du] girtin: birbirini tutmak, bağdaşmak, tutarlı olmak; - nezer ji kesekî girtin: nazar değdirmek; - serê hespê girtin: atı dizginlemek, yavaşlatmak; - xwe li kesekî girtin: a) birine sığınmak, bel bağlamak; b) yönelmek
Rovî, te ev aqil ji ku girtiye?
Tilki, bu aklı nereden aldın?
Min honikahiya zozanan bi ser havîna deştê de digirt
Yaylaların serinliğini ovanın yazına yeğlerdim;
Bi destê wî girt
Onun elinden tuttu.
- 2
Yakalamak, tutuklamak, esir etmek
Polîsan dizê ku şeva borî ket dikana me girt.
Polis geçen gece dükkânımıza giren hırsızı yakaladı.
- 3
Kapatmak, örtmek:
Dergêvan derî digire
Kapıcı kapıyı kapatır;
Derî bigire, serma tê hundir!
Kapıyı kapat, soğuk içeri giriyor!
- 4
(hava) kapanmak, bulutlanmak; - rojî girtin oruç tutmak; - agir girtin ateş almak, tutuşmak.
Berî êvarê hewa girt û baran barî.
Akşamdan önce hava kapandı ve yağmur yağdı.