Ferheng

Madde nasıl okunur?Anatomiya madeyê

Aşağıdaki, sözlükten gerçek bir maddedir. Altındaki tablolar maddelerde kullanılan işaretleri sözlüğün kendi açıklamalarıyla verir.Ya li jêr serbêjeyeke rastîn a ferhengê ye. Tabloyên li binê wê nîşanên di serbêjeyan de bi şiroveyên ferhengê bi xwe didin.

aciz

عاجز
KökenKok< Ar. ʿāǧiz
  1. 1

    mutsuz, üzgün, kederli, umutsuz; (-den/-dan) bıkmış, usanmış

    EşanlamlıHevwatebêzardilteng

    Mamoste ji şerê zarokan ê di dersê de gelekî aciz bû.

    Öğretmen, ders sırasındaki çocukların kavgasından hayli bunaldı.

    "Çima tu naxwî"? Go: "Bavo, ez ji goşt aciz bûme"

    "Neden yemiyorsun?" Dedi ki: "Baba, etten usandım/bıktım"

    Gelikî bêna min tenge, ez acizim

    Çok canım sıkılıyor, bunalmış ve huzursuzum

    Seydayê min pir bi vê nezanîna min êşiya û aciz bû

    Hocam benim bu bilgisizliğime çok incindi ve canı sıkıldı harfiyen: 'bu cehaletime'

    Welah, ez gelikî ji canê xwe aciz bûme

    Vallahi canımdan bezdim/usandım.

  2. 2

    eskiEskimiş sözPeyva kevn güçsüz, çaresiz, iktidarsız, âciz

    Lehî ewqas bi hêz bû ku gundî li hember avê bêçare û aciz man; ji destê kesî tiştek nedihat.

    Sel o kadar güçlüydü ki köylüler suyun karşısında çaresiz ve âciz kaldı; kimsenin elinden bir şey gelmiyordu.

  3. 3

    yorgun, bitkin, halsiz

    Piştî rêwîtiya şeş saetan ez ji westandinê aciz û bêhal bûbûm; min tenê dixwest ku razêm.

    Altı saatlik yolculuktan sonra yorgunluktan bitkin ve halsiz düşmüştüm; tek istediğim uyumaktı.

  4. 4

    rahatsız, cefa/ıstırap çeken.

    [Zanî ku mar kûviyek dabeland lê strûyên [sterêne] wî neçûne xwarê û mane li gewriya wî da û jê aciz bû]

    Yılanın yabani bir hayvanı yuttuğunu, fakat boynuzlarının boğazından aşağı inmeyip orada kaldığını ve bundan ıstırap çektiğini anladı.

Deyimler ve öbeklerBiwêj û komepeyv

aciz kirin rahatsız etmek, huzursuz etmek, canını sıkmak (Bkz.Binêre êcizkirin):

Û neferatêt quşonî ket-ket tê bigehînin ko ser bi xo reiyetê aciz neken we miletî dilxoş biken

Ve ordu neferlerine birer birer belletsinler ki kendi başlarına halkı rahatsız etmesinler ve ahaliyi hoşnut etsinler.

Bkz.Binêre

Tewang / Büküm ayracı

(-î) / (-ê)Paşgira tewangêTekil eğik durum eki: er. -î / -yî, diş. -ê / -yê (bkz. Ad çekimi)
eğik:Şêweya tewandîDüzensiz eğik biçim: bajar (-î; eğik: bajêr)
izafe:Şêweya îzafeyêDüzensiz izafe biçimi: rê (izafe: riya)
seslenme:BangkirinSeslenme biçimi: dê (seslenme: dayê!)

Şandin û têkilî / Göndermeler ve ilişkiler

Bkz.BinêreBakınız (çapraz gönderme)
krş.Bide berKarşılaştırınız (akraba ya da ilgili biçim)
Dikkat:Hişyarî (peyva xapînok)Yalancı eşdeş: Türkçedeki benzer sözcükle karıştırılmamalı; köken bilgisinde Türkçe ya da Osmanlıca gösterilen bazı sözcükler Kürtçede başka anlam kazanmıştır
örn.Wekî mînakÖrneğin, misal
{ayrıca: …}GuhartoDeğişke (yazım ya da ağız biçimi)
{eşanl: …}HevwateEşanlamlı sözcük
{zıt: …}DijwateKarşıt anlamlı sözcük
{kçk: …}BiçûkkirinKüçültme adı / eki

Kevan / Ayraçlar

{ … }Têkiliyên peyvêİlişki alanları: başka yazım, eşanlamlı, karşıt, küçültme
[ … ]Agahiyên ferhengîKöken ve yapım bilgisi, alan ve kullanım etiketi, gönderme (Bkz.), tümleç [+ ji], anlam içi tür; Kürtçe içinde düşebilen öğe: çep[ê]
( … )Rêziman û şiroveBüküm (-î / -ê), fiil gövdesi (-kar-), tanım içi açıklama, Latince bilimsel ad

Cureyê metnê / Metin türü (örneğin ardında)

[ant biçimi]Şêweya sondêYemin (ant) kalıbı
[atasözü]Gotina pêşiyanAtasözü
[beddua]NifirBeddua
[bilmece; cevap: …]Mamik û bersivBilmece ve cevabı
[deyimsel halk sözü]Biwêja gelêrîDeyimleşmiş halk sözü
[halk tekerlemesi]Gotina gelêrî ya bi kêş û serwaHalk tekerlemesi
[masal bitiş tekerlemesi]Gotina dawiya çîrokêMasal bitiş tekerlemesi
[masal tekerlemesi]Gotina destpêka çîrokêMasal tekerlemesi

Tüm kısaltmalar ve etimoloji ilkesiHemû kurtenivîs û rêbaza etîmolojiyê →